AKÜN AKADEMİSYENLERİNDEN ANALİZ SERİSİ

COVID-19’un DEVLET GÜVENLİK ALGISINA ETKİSİ
 

 
Doç.Dr.Serdar YURTSEVER
 
2019 yılı son ayında Çin’de ortaya çıkan ve kısa süre içerisinde tüm dünya ülkelerine sıçrayan COVID-19 adlı virüs Dünya Sağlık Örgütü tarafından pandemi olarak ilan edilmiş ve birçok ülke yönetimi kendi sınırları içinde yayılmasını önlemek ve kontrol altına alabilmek için olağanüstü tedbirler uygulamaya başlamıştır. Dünya Sağlık Örgütü, aşı ve tedavi bulunması yönünde çalıştıklarını söylemekle birlikte birçok ülke de bağımsız araştırma çalışmalarını devam ettirmektedir. Söz konusu çalışmaların ne zaman bir neticeye ulaşacağı belirsizdir, 4 ay ile bir yıl arasında çeşitli zaman periyotları telaffuz edilmektedir.

Dünya tarihine bakıldığında meydana gelen savaşların doğasının sürekli olarak değişmekte olduğu görülebilecektir. Birinci Dünya Savaşı, milyonların ölümü ve bu savaşın çıkış sebeplerini ortadan kaldırmayan antlaşmalarla sona ermiştir. Nitekim çok da uzun olmayan bir süre sonra İkinci Dünya Savaşı patlak vermiştir. Birinci Dünya Savaşı konvansiyonel başlamış ve bitmiştir. İkinci Dünya Savaşı, konvansiyonel başlamış ancak son noktayı nükleer güç koymuştur. Sonrasında girilen Soğuk Savaş Dönemi ve sömürge devletlerinin kolonilerinden ayrılma süreci, savaş kavramına ayrı bir boyut getirmiştir. Bu arada nükleer silahlanma yarışı büyük bir süratle devam etmiştir. Berlin Duvarı’nın yıkılması ile Soğuk Savaş Dönemi sona ermiş, ancak dünyadaki bölgesel savaşlar nitelik değiştirerek devam etmiştir. Nükleer, biyolojik, kimyasal, asimetrik, psikolojik, siber savaş, vekalet savaşları, iç savaş, terör, isyancı vb. kavramlar, savaş olgusunu değiştirmeye devam etmiştir. Bunun yansıra bilimsel ve teknolojik çalışmalarda kaydedilen ivmeli yükseliş; orduların envanterlerine yeni askeri araç, teçhizat ve mühimmatın dahil edilmesini sağlamıştır.

Pandeminin ortaya çıkışı ve yayılma sürecinde, çeşitli kaynaklar tarafından birçok komplo teorisi üretilmiştir. Biyolojik Savaş türü, literatürde varlığını koruduğu sürece bu tür senaryoların her zaman ortaya çıkması mümkündür. Bu senaryoların bir gün gerçekten olmayacağının veya halihazırda kimi ülkelerin bu anlamda gizli biyolojik çalışmalar yürütmediğinin garantisini kimse veremez. Bu nedenle, doğal veya bilinçli olsun veya olmasın COVID-19 gibi pandemilere karşı kalıcı bazı çalışmaların yapılmasının ve bu çalışmaların somutlaştırılmasının elzem olduğu net olarak ortaya çıkmıştır.

Şu ana kadar; Siyasi, Askeri, Ekonomik, Sosyo-Kültürel, Demografik, Coğrafik, Jeopolitik, Bilimsel, Teknolojik, Psikolojik gücü, “Milli Güç”ün unsurları olarak saymakta idik. Ancak yaşamakta olduğumuz pandemi süreci ve buna benzer bir durumun bir savaş aracı olarak kullanılma ihtimali dikkate alındığında “Sağlık Personeli ve Teçhizatının” da “Milli Güç” unsurlarına dahil edilmesi gerektiği düşünülmektedir.

Ayrıca gene böyle bir ortamda, her alanda kendi kendine yeterli olabilmenin hayati olduğu çok net olarak görülmüştür. Ülke ittifaklarının, uluslararası veya bölgesel organizasyonların fonksiyonlarının sağlıklı çalışamayacağı, bir noktadan sonra herkesin kendi derdine düşeceği aşikardır.